image

Yaklaşık bir yıl önce açtım blog hesabımı, başta  blog yazarı olma konusunda çok hevesliydim, bir kaç ay bu hevesle birlikte yazılar yazdım, yazı yazdıkca ve yazdığım yazılar okunup beğenildikçe,  yorum yapıldıkça kendimi mutlu hissediyordum. Yaşadığım her olayda, bu olayı yazıya nasıl dökebilirimi düşünüyordum.

Hani olur ya çocukken yeni bir oyuncak alırsın bir kaç gün oyuncağın yeni olmasının verdiği hevesle sanki dünyada sadece o oyuncak varmış gibi oynarsın, işte o heves vardı bede de, kendime yeni bir oyuncak bulmuştum. Her oyuncak gibi benimde oyuncağımın heves kotası maalesef bir kaç ay sonra doldu ve yazma periyotlarim sarkmaya başladı, sonrası yazmayan bir Ahmet.

Bugün bir kitaba başladım. Kitabın adı ‘Her şeyin Başı Blog’,  içeriği tahmin ettiğiniz üzre blog yazmanın incelikleri ve faydaları. Bu kitap bana, blog senin oyuncağın olmamalı aksine sana bir şeyler katan ufkunu açan dostun olmalı,  heves kotanı sıfırla ve dostuna tekrar merhaba de dedi. Açıkçası kitabı okurken aklım bu hesabıma kaydı ve hesabi açıp baktığımda bir yildir el değmemiş tabir yerindeyse kış uykusuna yatmış bir blog, üzülmedim desem yalan olur ve içimdeki yazmaya tekrar başlama isteği anne karnındaki çocuk misali tekmelemeye başladı, belki de dışardan bir etki lazımmış bu tekme için ve bu etki ‘Her şeyin Başı Blog’  adında bir kitap olacakmış. Her neyse artik bir kaç paragraf da olsa düzenli yazmaya çalışacağım.

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalin 😉